Yâren: İnsan yetiştirme; insani hayata hazırlama; sosyal düzeni ve güvenliği sağlama; halk müziği, halk mutfağı, halk tiyatrosu, halk edebiyatı gibi ulusal kültür değerlerini yaşatma ve yeni kuşaklara aktarma görevlerini yüzyıllardır yerine getirmiş bir sosyal kurumdur.
Yâren; bizim ruh disiplinimizin Anadolu’ da çelikleştiği ve insanların birbirlerine “Taşları, kurşunla kenetlenmiş duvarlar gibi saf bağladıkları” bir yaşayış biçimidir.
Yâren; biz insanların kalplerinde uyuyan cömertliği, bilim arzusunu, utanma duygusunu, sadakati, bir gün hesaba çekilme korkusunu uyandıran, besleyen, yaşayış biçimidir.
Yâren; bizim yarınlarımızdır. Çünkü, eğer bizim kendimize özgü bir anlaşma ve yasama biçimimiz olacaksa, onun kaynağı yine bizim sosyal psikolojimizin eseri olan Yârendir. Yani, biz oyuz; o da bizim özümüzdür.
Yâren; insanların birbirlerinin kuyusunu kazdığı günümüzde, kazançları, başkaların rızkını çalmak olarak gören insanların birbirleriyle yaptıkları kör dövüşü bir kenara bıraktıracak, essiz bir ruh yücelmesi ve erdemliliktir.
Yâren; insanları tek kucaklayan, insanin kendini tanımasını sağlayan, erdemli olmayı öğütleyen, insanlara hakki kaderini almayı öğreten ve kıskançlık, ihtiras gibi kötü duyguları dizginleyen bir öğretidir.
Yâren; bizim sadece dünümüz değildir. Yâren; bizim ayni zamanda bugünümüz ve yarınımızdır.
Yâren; hep dışarıda aradığımız değerlerin, aslında Anadolu topraklarında bulunduğunu belgeleyen bir sosyal kurumdur.
Yâren; bizi biz yapan maddî ve manevî ürünlerimizin ahenkli bir manzumesi olan zengin ve köklü Türk kültürünün yöresel bir yansımasıdır.
Kız anadan öğrenir sofra düzmeyi, Oğlan babadan öğrenir, sohbet gezmeyi.....
|